WhatsApp 0(532) 066 73 44

'Alemin en baba adamı' Müslüm Gürses

Ekleyen : Admin | Tarih : 06.05.2017

“Hayat zalim... Buna karşı güçlü olmak mecburiyetindesin. Ben savaşma adına güzellikler topladım. Pes edersen olmaz, boğulur gidersin. Savaş vereceksin.” “İnanç olmazsa hiçbir şeyde lezzet bulamazsın. En büyük kuvvetimiz zaten Allah'a olan sevgimizden, saygımızdan geliyor. Bunun tersi, güzellik getirmez. Zafiyete uğratır...”

Vallahi bu röportaj çok zor oldu. İtiraf etmem gerek. Müslüm Gürses, konuşmayı pek sevmediğinden röportajlara sıcak bakmaz. Neyse ki, yakın dostu Nevzat Takmaz benim eski arkadaşım da o ikna etti. Ünlü sanatçı, sorduğum her soruya öyle ağır ağır cevap veriyor ki, ben bayılmak üzereyim. Ama röportaj geliştikçe yüzündeki o soğukluktan eser kalmıyor. Sık sık kahkaha atıyor. Aramızda sıcak bir atmosfer oluşuyor. Baba adam şu Müslüm Gürses... Yıllardır zirveden inmeyen sanatçı bana göre uzun seneler de bu zirveden inmeyecek. Çünkü kendisini halkın içinde tutuyor, halktan görüyor. Mutlu bir pazar geçirmeniz dileğiyle...

Son derece sakin bir duruşunuz var. Çoğunlukla içinize mi atarsınız?

İsyan etmek iyi bir şey değil. İnsanların, tabii hayatta ufak tefek isyan pozisyonları olabilir. Rast gitmeyen şeyler olabilir. Ama bunu böyle isyan ederek, efendime söyleyeyim, yaşar pozisyona getirmenin doğru bir yanı yok. Ha, ben böyle bir duruma girdiğimde -biz müzisyeniz- alırım elime sazımı kendi kendime o duygulardan kurtulma adına, öyle atlatırım sıkıntılarımı. Öyle bir iyileşme yönünü seçerim. Bunu daha uygun görüyorum. Bunu başka türlü ifade etmemin de gereği yok.

Bu yetiştirilme tarzından mı kaynaklanıyor?

Yaşamımıza baktığımızda ezgin insanız, ezilmişiz. Oradan gelen öyle bir duygu anlayışı, bir ruh anlayışı olabilir. Aslında sakin olmakta fayda var. Başka türlü yaşamanın doğru yanı yok. Sakin olmak en güzeli.

Bu ezilmişlik neden. Çok mu yoksulluk çektiniz?

Tabii ki, yoksulluk çektik. Ama tabii ki hayata karşı devamlı dirençli olmak mecburiyeti var, mücadele etme zorunluluğu var. Hayat tabii ki zalim... Buna karşı güçlü olmak mecburiyetindesin. Bilenmek mecburiyetindesin. Biz kendimize göre dünyada hayata dair, savaşma adına güzellikler topladık. Bunlar da bizim kuvvetimiz oldu. Mücadele etmek mecburiyetindesin. Pes edersen olmaz, boğulur gidersin. Savaş vereceksin.

Siz bu savaşı kazandınız mı?

Kazandım diyebilirim tabii ki... Boğulmadığıma göre kazandım. Çok şükür diyorum, her şey iyi. Allah beni zora sokmadı. Zora soksa da yine onun yardımıyla kurtulmayı becerdik. İnanç olmazsa hiçbir şeyde lezzet bulamazsın. En büyük kuvvetimiz zaten Allah'a olan sevgimizden, saygımızdan geliyor. Bunun tersi, güzellik getirmez. Zafiyete uğratır... Öyleee...

Hayat sizin için ne ifade ediyor. Felsefeniz nedir?

Hayat felsefem... (Uzun bir süre düşünüyor...) Yunus'un bir sözü var, onu çok hoş bulurum; 'Yaratılanı severim, yaradandan ötürü'... Hayat felsefemiz bu diyorum. Bu duyguyu benimsediğin zaman dengesizlik olacağını zannetmiyorum

Politika düşündünüz mü hiç?

Bana öyle bir şey gelmedi. Memleketimizde kıymetli insanlar var. Siyasi manada kendini ispat etmiş çok entel, ışık saçan insanlarımız var.

Sizin de bir sanatçı duruşunuz var ama. Çok birikim olmalı sizde?

Yani bilmiyorum...

O kadar hayranınız var ki, listenin birinci sırasından kazanırdınız herhalde...

(İlk defa gülüyor)... Estağfurullah, bilmiyorum. Teklif edilirse bakılır, düşünürüm. İhtiyaç varsa eğer bana, elimden gelen güzellikleri sergilemeye, sorunları çözüme kavuşturma adına mücadele ederim. Netice itibariyle bu vatan bizim, hepimizin.

Size hükümette görev verilmiş olsa ilk neyi değiştirmek isterdiniz?

Ülke, Atatürk'ten bu yana daha ilerilere gitmeliydi. Yani bizim şu andaki yerimiz daha yukarılarda olması lazım. Türkiye adına söylüyorum. Memleketimize baktığımız zaman, en basit bir insanın bile yüreğinde bir cevher taşıdığına inanıyorum. Onu alıp işlemek gerek. Bizi yönetenler mücadele veriyorlar. Vatan, millet adına mücadele veriyor da, işte bu particilik meselesi zannediyorum bizi istenilen seviyeye getirmemiştir. Halbuki bir hizmet yapılıyorsa, millet için yapılması gerek. A partisi geliyor bir taş koyuyor. B partisi o taşı yok ediyor. O bir taş koyduysa sen de onun üzerine bir taş koy. 'Onu A partisi yaptı; ben imha edip kendim yapayım' düşüncesiyle bu iş olmaz. Bu, memleketimize zaman kaybettiriyor. İstikrarsızlığa sevk ediyor. Ülkemiz insanının, hepsinin inancı var. Hepsi tertemiz insanlar. Çok koşmak gerek, çok çalışmak gerek. Kültür seviyemizi en yüksek yere fırlatmamız gerek. Kültür seviyesi çok önemli. Bir kelam var, Bir Hadis-i Kelamı bir de Allah kelamı var. Bilmek, kültürden geçiyor. Kültür seviyemizi geliştirmemiz gerek. Bu yapılıyor ama daha seri olması gerek. Bir bakıyorsun nüfus 75-80 milyon olmuş. Bu da bir dezavantaj. Niye 80 milyon olsun. Bir aile planlaması yapılması gerek. 40 milyon olsa bizim refah seviyemiz daha başka türlü olurdu değil mi... Eğitim şart. Her işin başı eğitim diyorum.

Müslüm Gürses olmak sizi yoruyor mu?

Güzellikler yakalamışsan eğer, bir kuvvet bünyene toplamışsan, bunlar kolay yakalanmıyor. Tabii ki bunlar hep zaman içerisinde fedakarlık istiyor. Çalışmak istiyor. Çalışmak, çalışmak, çalışmak gerekiyor. Tabii ki kolay değil. Zaten sanatın kendisi zor. Bir ömür istiyor. Yani 'nasıl olsa bir yere geldim' tavrı takınacak pozisyonumuz da yok. Ama sanatın kendisi zor bir hadise. Orada kendimize küçük de olsa bir yer edinmişsek gayemizle olmuştur, çalışmamızla olmuştur.

Peki hala neden bu kadar seviliyorsunuz?

Sağ olsunlar, biz de onları seviyoruz. Bizim de onlara karşı her zaman sevgimiz, saygımız var. Tabii ki yaptığın işte samimiyetini esirgemeyeceksin. Sende olan o cevheri, doğru yönde değerlendirme mecburiyeti duyacaksın.

Özeleştiri yapar mısınız?

İnsan tabii ki özeleştiri yapmalı. Öyle olmazsa işin, hep insanın gerisinde kalır. İlla ki uyanık olmak gerek. Neyin ne olduğunu, nereye gitmek istediğini bilmen gerekiyor. Haaa, bakarsın ve görürsün 'olumlu şekil budur, olumsuzu da budur' dersin. 'Şunu yaparsam daha güzel, rahatsız edilmeden yoluma devam edebilirim' dersin. İnsanın kendisini değerlendirmesi gerek. Ne yapıyoruz, nereye gidiyoruz, ne yapıldı da nerede bir eksiklik oldu. Onu nasıl telafi edebilirim demeli. Özeleştiriyi kişinin yapması gerek. Yoksa doğru bulunmaz. Kişinin, kendi kendini aldatmasına müsaade etmemesi gerekiyor.

Yıllardır belli bir çizginiz vardı. Ancak, bir ara rock söylemeye de başladınız. Neden?

Rock parçalarını da aldık; kendimize göre değerlendirdik. Gerek yorumumuzla gerek orkestra manasında bir anlatım ortaya çıkarmaya çalıştık ama bu bizim kendi anlayışımızın bir rengiydi.

Sizi dinlerken kendine zarar vermekten çekinmeyen o kitle hala takip ediyor mu? Bir başka deyişle Müslüm dinleyicisini de

değiştirdi mi? O bizim kendi tarzımızda kendi anlayışımızda sergilediğimiz şey. Rocku alıyoruz daha yumuşak şekilde ifade etmeye çalışıyoruz. Ama baktığımız zaman o benim klasikleşmiş dinleyicimde aynı güzellikte lezzet bulduğunu görüyorum. Rock izleyicisi de aynı lezzeti buldu. Pek olumsuz tepkiler aldığım söylenemez.

Artık sizin şarkılarınızı bağıra bağıra sosyete de dinliyor...

Sosyete bizi dinliyordu; ama kendisini göstermiyordu nedense. Ama onlar da aynı merkezde buluşmamızda bir sakınca görmedi ki, şimdi daha da bunu net görebiliyoruz. Safımıza geçmişlerse hoş geldiler sefa geldiler. (Kahkaha atıyor)

Jilet satışları gerçekten konserlerinizin olacağı zamanlar artıyor mu?

Yok canım. Bir ara öyle nahoş tek tük hadiseler yaşamıştık. Ama şimdi sevenlerimiz sadece çiçekle, alkışlarıyla eşlik ediyorlar. Onlara buradan teşekkür ediyorum. Zaten en güzeli de budur. Öyle yaralama gibi şeyler ortama güzellikler getirmeyecektir. Neticede biz müzik yapıyoruz. Her şeyin bir seviyesinin olmasından yanayım.

Sizi en çok kimler dinler?

(Gülüyor) Beni en çok kim dinliyor? Beni 10-12 yaşındaki çocuk da diniliyor, delikanlısı da, orta yaşlısı da, yaşlısı da dinliyor. Biz insanlara yüreğimizi açmışız. Onlar da bizi dinleme zahmetini gösteriyorlar. Teşekkür ediyorum, saygılar sunuyorum. Dinleyen de sağ olsun dinlemeyen de sağ olsun.

Sevgiden yoksun kaldıkları için depresyona giren Van kedilerine sakinleşmeleri için sizin şarkılarınız dinletiliyormuş. Bunu hiç duydunuz mu?

(Uzun bir süre gülüyor) Olabilir... Şöyle çok gerilere baktığımız zaman müzikle insanların tedavi edildiğini biliyoruz. Ama bu hayvanlar üzerinde de böyle bir olumlu bir etki bırakıyorsa hoş bir şey. Ve buradan kediciklere de selam olsun. (Kahkaha atıyor)...

Siz ne dinlersiniz?

Vallahi ben aslında bütün müziklere yüreğimi açmışım. Bütün müziklere saygı duyuyorum.

Gününüz nasıl geçiyor? Gece hayatınız pek yok galiba?

Müzikle nefes alıyorum, müzikle yaşıyorum. Müzik bizim sevgimiz, aşkımız. Vallahi gece hayatı diyorsan, ben gece hayatının sadece santimetre karesini bilirim. Gece hayatının gürültüden, patırtıdan, kulağımı zedelemesinden başka bir şeyini görmedim. Onun için ben gece hayatını sevmiyorum. En büyük alem benim kendi evimdeki yaşadığım alem. Gerisi bana lezzet vermiyor. Ben sazımla sözümle varsam varım, yoksam yokum yani.

Sağlığınıza özen gösteriyor musunuz?

Sağlığıma dikkat ettiğim de pek söylenemez. Ama tabii ki sağlık çok önemli. Bir büyüğümüzün dediği gibi, 'Olmaya cihanda devlet bir nefes sıhhat gibi'. Ama spor devamlı yapamıyorum. Üç gün yapıyorum; beş gün yapmıyorum. Devamlılık arz etmiyor. Spor çok yararlı bir şey buna inanmak gerek. Atatürk'ümüz ne demiş 'sağlam kafa sağlam vücutta bulunur'... Spor çok önemli.

 

TERZİ ÇIRAKLIĞINDAN SAHNELERE

1953'ün 7 Mayıs günü Şanlıurfa'nın Halfeti ilçesinin Fıstıközü köyünde, kerpiç duvarlı bir evin nohut odasında dünyaya gözlerini açar Müslüm Gürses... Çocukluğunun ilk yıllarını Şanlıurfa'da geçirdikten sonra, ekonomik nedenlerden dolayı ailece Adana'ya göç ederler. Henüz 15 yaşında, çay bahçesinde şarkılar söylemeye başlar. Terzi çıraklığı da yapar. O yıllarda bir şans eseri gazinoya çıkarak sanat yaşamının kapısını aralar...

İstek Hattı

Acil istek Hattı:
0(532) 066 73 44
Copyright © 2016 Radyo 44 | Tüm Hakları Saklıdır.